İstanbul’da bir ilkokulda görev yapan, duvarları yıkan öğretmen Ahmet Naç, öğrencileri için eğitimi en eğlenceli hâle getiriyor. Öğretmen Naç, sürekli karmaşık süreçlerde boy gösteren eğitim sistemine farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Öğrencilerine eğitim ve eğlenceyi bir arada yaşama fırsatı sunuyor. Başlattığı projeyi severek yürüttüğünü söyleyen Ahmet Naç ile projesi ve eğitim sistemi hakkında konuştuk..

Öğrencilerde hangi eksiklikleri fark ettiniz ve eğlenceli bir eğitim geliştirmeye nasıl karar verdiniz?

Öğrencilerde hiçbir eksiklik yok. Eksik ve yanlış olan bizleriz. Sorun onları eğitmeye çalışan bizlerde. Öncelikle bunu kabul ettim ben. Bu kadar çaba ve emeğin karşılığında bu çocukların çok az aşama kaydetmesi, bir çoğunun eğitim ortamına dahil edilememesi kabul edilemez. Bir şeyler yanlış ve o yanlışları hâlâ yapmaya devam ediyoruz. Asıl sorulması gereken soru şu: “Biz, kendi yanlışlarımız yüzünden çocuklara bahane bulmak yerine bu yanlışları kabul edecek miyiz?”, “Hangi çocuk sokakta oynanan bir oyunu öğrenemez?” Dahil olmak istiyorsa, eğleneceğine inanıyorsa yani iç motivasyonu harekete geçiyorsa o oyunlar ne kadar zor olursa olsun kendi başına öğrenir. Kimsenin ona bir şeyler öğretmesine gerek kalmadan. Ben bu doğallığı tercih ettim. Onların doğasına aykırı bir şeyi yaparak istediğim sonuçları almam eğitim bilimine aykırı bir şeydi.

Sosyal medyadaki fotoğraflarınızla tanınmaya başladınız ve birçok kesimin dikkatini çektiniz. Peki bu tanınma öğrencileriniz tarafından nasıl karşılandı?

Tanınır biri olmam öğrencilerim için pek bir şey fark ettirmedi. Onlar için gün içinde oynayacakları bir oyun, dünyanın tüm meselelerinden daha önemlidir. Aslında tanınır olmak beni değiştirdi mi o önemli.

“Her şey önce o çocukların yüreklerinde başlıyor ”

Bir röportajınızda 10 yıldır öğretmenlik yaptığınızı, mesleğe Siirt’in bir mezrasında başlayıp ve 5 yıl kadar orada çalıştığınızı daha sonra İstanbul’da bir okulda bu projeyi başlattığınızdan bahsetmiştiniz. Peki bu projeyi neden daha önceki öğretmenlik yıllarınızda başlatmadınız?

Doğru, 5 yıl Güneydoğu’da bir mezrada çalıştım. Ancak orada da benzer çalışmalarım oldu. Hatta en son bir sanat sınıfı yapıp geldim İstanbul’a. Sorun bunu bilmiyor olmanız, haberlerinin yapılmamış olması. İstanbul’a gelince beni tanıdığınız çalışmalarımı yapmaya başlamadım. İstanbul’a geldikten 4 sene sonra ülke çapında tanınmaya başladım. Ve asıl ilginç olan o 4 senede mesleğim adına en büyük işlerimi yaptım. Hala onları açar izlerim. Beni tanıyanlar o işlerimi konuşurlar benimle. Beni tanıdığınız çalışmalarım benim yan projelerim. Ben her zaman doğruyu yaptım. Doğrular, gün gelir yolunu bulur ve ulaşması gereken yerlere ulaşır. Zorluklara rağmen pes etmediğim için 10. yılımdan sonra beni tanımaya başladınız. Herkese tavsiyem bu yöndedir. Doğrularınızdan ne olursa olsun vazgeçmeyin.

Çağ ilerledikçe öğrencilerde öğrenme güçlüğünün yaşandığı konusuna katılıyor musunuz?

Dediğim gibi onlarda sorun yok. Öğrenme güçlüğü yaşamazlar. Biz öğretemeyiz sadece. Çağ ilerledikçe çocuklar öğrenme güçlüğü yaşıyorsa çağ ilerlemiyordur. Aksine geri gidiyordur. Bu çocuklar için sağlıklı bir eğitim-öğretim ortamı yaratamazsak o çağı asla yakalayamayız. Onları çağa ayak uydurmak yerine çağı onlara entegre etmeliyiz. Her şey o çocukların yüreklerinde başlıyor önce. Gelecek onlarda. Daha önemli bir şey varsa onun peşinden koşsunlar. Bize çağ atlatacak onlar.

“Öncelikle biz kendimizi geliştireceğiz”

Öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin, teknoloji ve velilerin çalışma koşulları (iş tempoları nedeniyle çocuklarıyla çok fazla iletişim içerisinde olamayan, ilgilenemeyen veliler vs.) ile ilgisinin olduğunu düşünüyor musunuz?

Öğrenme güçlüğü kesinlikle biz velilerin ve öğretmenlerin suçudur. Ancak sanıldığı gibi ilgilenmek meselesi değildir bu. Çünkü eğitim bir profesyonellik gerektirir. Yani profesyonel ebeveynlik eğitimin temellerindendir. Eğer ki eğitimi bilim olarak görüyorsak. Bu yüzden çok fazla ilgi, ilgisizlikten daha çok zarar verebilir onlara. Nasıl yaklaşmamız gerektiğini, nerede ne yapmamız gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Yani öncelikle biz kendimizi geliştireceğiz. İşte o zaman diğer her şey eğitime hizmet eden bir araç olur. Tıpkı teknoloji gibi.

Eğlenceli eğitim sistemiyle ilgili yaptığınız çalışmaları takip eden eğitimcilerden aldığınız geri dönütler nasıl oldu? Bu geri dönütler sizi memnun etti mi?

Aldığım dönütler inanılmazdı. Bu kadarını beklemiyordum. Önce sınıf tasarımımla tanındım, sonrasında bir konuşmam özellikle meslektaşlarım üzerinde çok güzel etikler bıraktı. Hemen ardında Rap şarkılarıyla verdiğim eğitim gündeme oturdu. Sonrasında sınıf içi ve dışı bazı çalışmalarım yine gündemde yer aldı ve Duvarları Yıkan Öğretmen oldum. En nihayetinde farklı bir kurguyla bir eğitim kitabı yazdım. Yani benden beklenen sürekli yeni ve gündem yaratacak şeylerle devam etmekti. Tek bir şeyle bırakmamı istemiyorlardı. İşte bu yönde aldığım geri dönüşler beni en çok mutlu eden geri bildirimler oldu. Size bakıp takdir etmeleri pek bir şey ifade etmez. Ancak yaptıklarınız ve söyledikleriniz onların hayatına etki edip, iyi yönde değişimlere sebep olursa işte bu inanılmazdır. Kelimelerle anlatılamayacak bir güzellik barındırır.

İleride eğitim adına gerçekleştirmeyi düşündüğünüz başka projeleriniz var mı?

Her yaptığımdan sonra bu sadece başlangıç derim ve proje olmazsa ben de olmam. O sınıfa girmemin anlamı olmaz. Hayal etmezsem, mücadele etmezsem, daha iyisi için uğraşmazsam ve bunu çocuklar için yapmazsam sanırım emekli olma vaktim gelmiştir.

“Bir öğretmene dokunabilirseniz onların öğrencilerinin yüreğine de dokunursunuz”

Eğitim süreçlerimizde aslında hiç alışık olmadığımız eğitim ve eğlenceyi bir arada yaşayan öğrenci potansiyelini gelecekteki konumları açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her şey bir yana ben onların doğaları gereği eğlenmelerini ve mutlu olmalarını istedim. Gelişim dönemlerini doğru atlamaları öncelikli amacım. Çünkü gelecek onları şu an ki mutluluklarından geçiyor. Birey olabilmiş, üreten, çalışkan mutlu çocuklar kendileri için en doğru geleceği yaratacaklardır.

Bir okulda öğretmenken bir anda fenomen öğretmen oldunuz. Bu hayatınızda ne gibi değişikliklere sebep oldu?

En güzel değişiklik harika insanlarla tanıştım. İnanılmaz işler yapan, umutlu çevresine faydalı insanları gördüm. Benimle iletişime geçtiler ve neler yaptıklarına şahit oldum. Sanırım mutluluğun paylaştıkça çoğaldığına tam anlamıyla artık inanıyorum. En güzeli birilerine faydalı olabilmek. Çünkü bir öğretmene dokunabilirseniz onların öğrencilerinin yüreğine de dokunursunuz. İşte paha biçilemeyecek şey budur benim için. Bundan böyle sınıfım dışında binlerce öğrencim var bu ülkede.

“Doğamız gereği müzik ruhumuzun gıdası”

Müziği eğitimle harmanlayarak öğrencilere eğlenceli zaman geçirmelerinin yanı sıra kalıcı bir öğrenme yöntemiyle onları en iyi şekilde eğitiyorsunuz. Peki neden öğrenmenin müzikten geçtiğini düşündünüz ve rap müzik ile eğitimi neden tercih ettiniz?

Bana müzik dinlemeyen, bir melodi duyunca içinde bir duygu yeşermeyen bir kişi gösterin bu yöntemden vazgeçerim. Doğamız gereği müzik ruhumuzun gıdası. Eğer ruhumuzdan geçen notalar varsa o yolun taşlarını eğitim ile donatmak da sakınca yok. Çocuklara bakın ve onları eğlendiren, yüzlerini güldüren ne varsa not alın. Bunu bozmayın ve ne öğretecekseniz o gülümseme dışına çıkmayın. Bu müzik olur ya da başka bir şey. Ne olduğunun önemi yok.

Röportaj: Büşra GÜLEN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha Fazla Haber Yükle
Daha Fazla Yükle EskişehirMedya
Daha Fazla Yükle Röportaj

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Alzheimer’ı 20 sene önceden bilmek mümkün!

  Acıbadem Eskişehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Demet Özbabalık Adapınar, &#…