Emekli asker Ali Rıza Kart, 17 yıldır dünyada eşi benzeri olmayan bir sanat icra ediyor. Birçok insanın buruşturup attığı kâğıtlara mucizevi dokunuşlarıyla hayat veriyor. Kâğıtları belirli işlemlerden geçirerek onları küpe, kolye ve yüzüğe dönüştürüyor. Kâğıttan olduğunu duymasanız cam olduğuna inanacağınız birçok ürün büyük bir ilgiyle tercih ediliyor. Ali Rıza Kart aynı zamanda kâğıttan yaptığı tespihinin içinde vasiyetinin yazılı olduğu hikâyesiyle de oldukça merak ediliyor. Kâğıt Sanatı’nın öncüsü Ali Rıza Kart ile bu sanat hakkında merak edilenleri hakkında konuştuk…

Bu sanat nasıl başladı? Nereden esinlendiniz de bugün bu eserler oraya çıktı?

Televizyonda bir dizi seyrediyordum, yanımdaki kâğıtları bükmüş ve küllüğün içine koymuştum. Daha sonra gözüm o renkli kâğıtlara ilişti ve düşündüm bu kâğıtların vernikle uyumu nasıl olur. Kâğıtları vernikledim ve uyumunu gördüm. 16- 17 yıl önce başlayan safahat bu günlere kadar geldi.

Sizden başka bu sanatı yapan var mı? Kâğıt sanatı yaptığınız bir atölyeniz var mı?

Bu benim yaptığım bir icat. Bütün tekniklerini ben kendim geliştirdim. Bu sanat dünyada bir ilk. Bu sanatın tek temsilcisi olarak biliniyorum ve uluslararası patentine de sahibim. Amacımda bunu insanlara aktarmak ve öğretmektir. Her şeyi evimde yapıyorum. Atölyem yok ama olmasını çok istiyorum. Ama atölye nasıl bir atölye olacak bir fikrim yok yardım almam gerekiyor. Öğrencilerimi de belediye aracılığıyla eğittim. Eğer bireysel bir talep olursa evimde öğretiyorum.

                               

“Bu iş herkesin yapabileceği bir şey ama herkese göre değil”

Kâğıt sanatına insanların ilgisinin olduğunu düşünüyor musunuz?

Bu sanata müthiş bir ilgi var. Özellikle yurt dışının ilgisi çok fazla. Bir yurt dışı projesinde yer almış ve küçük bir workshop yapmıştım. Bir hafta boyunca turistler Antalya’da her şeyi gezdiler. En son gün işi bitirdikten sonra turistlere sordular en çok beğendiğiniz aktivite hangisiydi diye. Kâğıt sanatını tercih etti hepsi.

Bu sanatı yapabilmek için hangi özelliklere sahip olmamız gerekiyor?  Kâğıt sanatının zorlukları var mı?

Kâğıt sanatı emek ve sabır gerektiren bir iş. Bu iş herkesin yapabileceği bir şey ama herkese göre değil. Zorlukları yok ve çok keyifli bir iş. El becerisi gerektiriyor mu derseniz hayır derim. Çünkü el sizin aklınız ne söylerse onu yapan bir alet. Minyatür sanatçılar var kabak çekirdeğinin üzerine İstanbul çiziyor. Minyatür çizen eller aynı zamanda kürekte tutuyor. Yani aslında bu iş biraz vizyon gerektiriyor.

               

“Eğer öğüde ulaşmak istiyorlarsa baba yadigârı o çok kıymetli şeyden vazgeçmeyi öğrenecekler”

Kâğıt sanatını gelecekte nereye taşımak istiyorsunuz? Bu sanatın kurucusu olarak neleri hedefliyorsunuz?

Dünyanın hiçbir yerinde olmayan şeyleri ben çok önemsiyorum.  Bunun ülkeme ait bir sanat olmasını istiyorum. Örneğin Dubai Prensi koleksiyona bir tane kâğıttan tespih koymak istiyorsa Türkiye’den alsın istiyorum. Diğer bir düşüncem kâğıt okulu olsun istiyorum. Kâğıdın her türevini sıfırdan, ağaçta selülozken başlayan serüvenini okulda öğretsinler isterim. Bu kâğıt sanatından çıkan ürünleri bir kuyumcunun vitrininde yüzük, küpe, kolye olarak görmeyi önemsiyorum. Bir insanın buruşturup attığı kâğıdı bir kuyumcunun vitrinine koyması da bir geri dönüşüm değil ileri dönüşüm olacağını düşünüyorum.

Kâğıt sanatıyla yaptığınız tespihinizin içinde vasiyetinizin yazılı olduğu hikâyeyi anlatabilir misiniz?

İnsanlar oğullarına, kızlarına birçok öğüt verir ve genellikle onlar tersini yapar. Ne zaman hak vaki olur, vefat ettikten sonra sözleri kıymetlenir evet haklıymış denir. Ben, öldükten sonra söylenen sözün çok tesirli olduğunu kendimden biliyorum.  Ve öldükten sonra ben evlatlarıma nasıl söz söyleyebilirim diye düşündüm tespihimin içine 33 tane cümle yazdım. İmamesine de hangi yolu izleyeceklerini yazdım. İlk ders olarak baba yadigârı bu tespih çok kıymetli biz bunu kıramayız derlerse o zaman o öğüde asla ulaşamayacaklar. Eğer öğüde ulaşmak istiyorlarsa baba yadigârı o çok kıymetli şeyden vazgeçmeyi öğrenecekler ilk ders budur. Bir güzelden vazgeçmeden diğerini yakalayamayacaklarını bilsinler. Bizim atasözlerimizde vardır bununla ilgili Midyat’taki pirince ulaşmak istiyorsan evdeki bulgurdan olacaksın.

                

“Çok enteresan, orijinal şeyler yapmayı seviyorum”

Bu ilginç vasiyetinize çocuklarınızın yorumu nasıl oluyor?

Çocuklarımın yorumu şu anda baba tatile nereye gideceğiz.  Tam olarak farkında değiller ama kıramayız, yapamayız diyorlar. Bu sert bir ders ama hayat aslında olan sertliğiyle önümüzde duruyor. Hayat insana hiç merhamet göstermiyor, acımıyor.  Onun için o babalarının çok kıymetli olan o tespihinden vazgeçmeyi öğrendikleri gün başlıyor her şey.

Kâğıt sanatının 17 yılda size bir şeyler kattığını düşünüyor musunuz?

Ben bunları yaparken inanılmaz hızlı düşündüğümün farkına varıyorum.  Bir tane kolyem var, Yunus Emre’nin sırtı dönük ters giden bir sembolizasyonu var. Ben sembolü kolyenin üzerine yapıştırdım ve bir kadın dedi ki, ben bu kolyeyi taktığımda karşı tarafa sırtı dönük oluyor. Ben de dedim ki bakın Yunus Emre’nin bir şiiri var. Yunus Emre der hoca gerek ise var bin hacca, hepsinden iyice bir gönüle girmektir. İşte o senin gönlüne gidiyor, benimle işi yok ki, bana dönmüş sırtını. Kolyelerimin içinde bazı küçük hikâyeler vardır. Kimsenin duymadığı, bilmediği hikâyeler. Çok enteresan, orijinal şeyler yapmayı seviyorum. Bütün ürünlerimi tek yapıyorum. O yüzden küpe yapmaktan çok sıkılıyorum.

“Bu sanatın henüz bir ismi yok”

Bu sanatın adı Kâğıt Sanatı mı? Yoksa tam anlamıyla ismi henüz konulamadı mı?

Bu sanatın şu anda bir adı yok. Kâğıt sanatı olarak geçiyor.  Acaba ne koysak bunun ismini diye düşünmüyor değilim. Herkes çocuğuna isim arar ya ama o isim kâlû belada bellidir. Biz aslında o konulmuş olan o ismi alırız. Ama biz bulduk sanırız, bu da öyle bir şey olacak galiba.

Röportaj: Büşra GÜLEN

 

 

Daha Fazla Haber Yükle
Daha Fazla Yükle EskişehirMedya
Daha Fazla Yükle Röportaj

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Alzheimer’ı 20 sene önceden bilmek mümkün!

  Acıbadem Eskişehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Demet Özbabalık Adapınar, &#…