Anadolu Üniversitesi Basın – Yayın Bölümü 3. Sınıf öğrencisi olmayı Dikey Geçiş Sınavı (DGS) sayesinde başardım. Bu anlatacaklarım bir başarı öyküsü değil. Sadece nitelik kazanmak için atmam gerektiğini düşündüğüm adımlar. Hayatımın dönüm noktası, bazı arkadaşlarımın ölüm noktası olan hazırlık atlama sınavını yarı dönemde 59,5 ile geçtim. Matematik de bana yardım etti ve 59,5’i 60’a yuvarladı.

Her şeyi ucundan yakalayan biri olarak, yani kulvara son anda girip, o kulvarda en öne geçmeye çalışan biri olarak söylemeliyim ki yolda yürürken bazen sadece ileriye bakmamalısınız, yolda engeller ile karşılaşabilirsiniz. Bazen yukarıya bakmanız gerekir, orada daha az engel olduğunu görebilirsiniz. Mesele bir kuşun kanadına sahip olmak değil. Önemli olan nokta, o normlara ulaşmak ve uçmayı istemiş olmak. Uçmayı istemek aşağıdaki yolda yürürken engelleri ortadan kaldırabilir. Ben öyle yaptım. Belki de yukarıya bakmış olmam aşağıdaki imkânsız gibi gözüken engelleri görmezden gelmemi sağladı ve bu engellerin imkânsızlığını onları yok sayarak ortadan kaldırdı.

İnsanların “oha” tepkilerini verdiği yaptığım şeyler, bana “oha” dedirtmiyor. Her gün farklı bir şeyler yapmaya çalışmak, farklılığı sıradanlaştırıyor hayatımda ve kariyerimde.

DGS ile Anadolu Üniversitesine geldim. 8 kişi alıyorlardı tabi ki 8. girdim. 1 sene hazırlık eğitimi aldım fakat sonunda geçme notunu ucu ucuna kaçırdım. Dereceyle bir ön lisansı bitirip arkasından Hürriyet Gazetesi gibi Türkiye’nin en iyi gazetelerinden birinde sevilen kişi olarak staj yapan biriyken, üzerine Anadolu İletişim Bilimlerini kazanmışken, hazırlıktaki başarısızlığım ailem üzerinde hayal kırıklığı, ben de ise kendi adıma endişe yaratmıştı.

İkinci seneme güzel bir tempoyla başladım ve “başarılı karakterimi” kaldığım yerden devam ettirmenin kararlılığı içerisindeydim. Hayatımın dönüm noktası, bazı arkadaşlarımın ölüm noktası olan hazırlık atlama sınavını yarı dönemde 59,5 ile geçtim. Matematik de bana yardım etti ve 59,5’i 60’a yuvarladı.

Sağ olsun!

Hazırlığı geçince dereceyle mezun olduğum okulun ortalaması, bu okula transfer olunca fakültenin en yeni 3. sınıf öğrencisi ve en yüksek not ortalamasına sahip olduğumda, yüzümde “geliyorum” ifadeli bir gülümseme vardı. 3.84 dile kolay, kalbe zor.

İlk işimin “dilimi” geliştirmek olduğumun farkındaydım. Hazırlıktan kalma İngilizce bana yetmeyecek belli! Sönen bir balon gibi olmak istemiyordum. Bu yüzden tek yaşadığım evime Erasmuslu bir ev arkadaşı aldım. O da son dakika sürpriz yumurtadan çıkarcasına çıktı. Bosna – Hersekli Faruk! Ama Türkçe hiç yok. Fakat sıkıntısız bir İngilizcesi var. Ve bu benim için büyük bir şanstı. Hayatıma bir yerlerden bu dili yerleştirmem gerektiğinin farkındaydım. Bu ilk ve büyük bir adım oldu.

Arkasından not ortalamamın verdiği bir özgüven var ama kesinlikle ego değil belirtmek isterim. Ben kalktım önce Erasmus Öğrenim programına, sonrada staj programına başvuru yaptım. Not ortalamam sayesinde ikisinde de hibeli bir şekilde listeye girdim. 5 tane üniversite tercihi yaptık ama benim son 4’ü formalite çünkü birinci zaten gelecek şüphesiz. Tam olarak da öyle oldu. Polonya – Poznan. Her ayımı İngilizce konuşabileceğim bir şeyler ile doldurmak istiyordum. Ama hesaplamalarıma göre Haziran’dan Eylül’e kadar yapabileceğim bir şey yoktu. Ta ki staj görüşmesi yapıp Londra’dan kabul mektubu alana kadar!

İşte tam bu noktada bir dizilim yapmaya başladım.

-Hazırlığı geçtim. (2017 Şubat)

-Erasmuslu ev arkadaşı aldım.(2017 Şubat)

-Erasmus öğrenim ile Polonya’ya yerleştim. (2017 Mart)

-Erasmus staj ile Londra’da bir şirket ile 3 aylığına anlaştım (2017 Nisan)

Ve bu yaşanan olguların sonu 2018 Şubatına dayanıyor. Çizelgeye sahip olmak bana yeterli geldi.

Çevresel faktörler hayatımızda kesinlikle çok büyük rol oynuyor. Aileniz ve arkadaşlarınız bunların başında geliyor. Ama öncelikle siz kendinizin en önemli faktörüsünüz. Siz kendinize engel olmazsanız eğer, diğer engeller engel bile sayılmaz. Yeter ki isteyin.

Kafanızı önce bir aşağıya indirip “nerdeyim?” diye bakın, sonra kaldırıp “nereye gidiyorum” diye bakın, daha sonra da yukarıya kaldırıp ya da sağa sola bakarak “buradan gidebilir miyim?” diye bir bakın ve deneyin. Erasmus öğrenimde maddi açıdan zor olur diye İspanya ve Almanya gibi ülkeleri yazmadım. Çünkü Euro bölgesi her türlü beni zorlayacaktır.

Şöyle bir soru işareti olabilir kafanızda, “Euro bölgesinden kaçıp, neden staj için Sterlin bölgesi ve en pahalı şehir olan Londra’yı tercih ettin?. Bu da benim eksiklerle dolu İngilizcem ile işe alınma beklentim olmadan yaptığım BBC iş başvurum ile alakalı, arkadaşlarımın benimle “BBC Burak” gibi söylemlerle dalga geçmelerinden oldu. BBC olmasa bile, Londra’ya gitmenin ve kendi adıma bir şeyler yapmanın sözünü verdim. Ve oldu. Çevremdeki vizyon sahibi olmayan kimi insanlar önerilerimi “bilmişlik taslamak” olarak algıladılar. Kimisi de tavsiye ve fikir olarak almayı tercih ettiler.

Para konusu eminim herkesin kafasını kurcalayan bir konudur. Ailenizin inanın çok zengin olmasına gerek yok. Benim ailem değil. Aile desteği gerekli ancak ultra lüks bir destek olmasına gerek yok. Erasmus bu programlar dâhilinde biz öğrencilere gidilen ülkenin refah seviyesine göre aylık 300 ile 600 Euro gibi ödeme yapıyor. Size geriye kalan bu parayı doğru harcamak kalıyor. Ben ekstra olarak evime ev arkadaşı aldığımı söylemedim aileme ve tek başıma yaşıyormuşum gibi bana para yolladılar ben de tek başıma yaşıyormuşum gibi evin giderlerini karşıladım. Ev arkadaşımdan aldığım parayı da işte bu yurt dışı programlarım için saklamaya çalıştım.

*Öğrenci kalmanın faydalarını kullanın. Öğrencilik bittiğinde emin olun birçok fırsat da bizler için bitmiş oluyor. Eş, dost, akraba bile “sen öğrencisin, senin paran geçmez, al cebine harçlık olsun” gibi cümleler kuruyor. Amacınız ile paralel olarak kurcalayın, araştırın ve destek arayın. Öğrenciliğiniz bittiğinde herkes sizi iş beklentisi olan yeni yetme mezunlar olarak görecektir. Kendinizi böyle göstermeyin.

 

Yazar: Sait Burak ÜTÜCÜ

Daha Fazla Haber Yükle
Daha Fazla Yükle EskişehirMedya
Daha Fazla Yükle Söz Bende

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Alzheimer’ı 20 sene önceden bilmek mümkün!

  Acıbadem Eskişehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Demet Özbabalık Adapınar, &#…