4 Haziran’ın hayal kırıklıkları iyileşmeden, daha gözyaşları kuramamışken koca koca adamların, bir şehir bitmeyen bir geceyi yaşarken ve daha da acı verecek karanlık günlerin şafağında hissederken kendini, daha başlamamıştı bu hikâye aslında…

Günler geçiyor ama her geçen gün siyah kırmızı yürekleri biraz daha sıkıştırıyordu. Kongrede bir yönetim çıkmıyor hatta mevcut yönetim bile kongreye katılmıyordu… Ama o gün salonda bir tesadüf müdür yoksa o büyük taraftarın bir mesajı mıdır bilinmez 26 taraftar yerini alıyor ve haykırıyordu biz asla vazgeçmeyeceğiz biz burada olduğumuz sürece kayyum olmaz diye. Ve aslında onlar 1965’ten beri yazdıkları destana bir paragraf daha, bir hikâye daha ekliyordu…

Bilinmezlik devam ediyor; kongrelerde kravatlılar, şehirde zenginler susuyordu…

Ama atkılılar bir ilke imza atmak üzereydiler… Rakipleri harıl harıl hazırlanırken kapısına kilit vurulmuş tesislere giderek onur nöbetlerini tutmaya başlıyor; şehrin ileri gelenlerini yanlarında görmek istiyorlardı.

Hikâye artık hızlanmıştı. Juventuslu Nedved’in “Unutulmaz futbolcular gider adamlar kalır” sözünü ispatlayan 8 yürekli şortlu, kaptanları Erkan Zengin’in önderliğinde porsuk üzerinde beliriyor ve “Biz buradayız ne olursa olsun buradayız, sizinleyiz” diyerek taraftarla buluşuyordu…

Artık yüreklerdeki korun alev alma zamanı yakındı… O kutsal formanın kırmızısı boşuna değildi. Bir adam ve arkadaşları elini değil başını; taşın değil giyotinin altına sokuyor ve taraftarın belki de yıllardır beklediği yönetim oluşuyordu…

Ve bu yönetim ekliyordu 65 ruhu ile geldik… Tam güneş doğacak iken yüreklerin üstüne bu sefer de gizlenen borçlar ve transfer yasağı kabus gibi çöküyordu şehrin üstüne…

Ama demişlerdi biz de atkılıyız aslında diye kravatlılar… 65 ruhu ile geldik demişlerdi ve dedikleri gibi vazgeçmediler. Gidenlerden adam olanlar bir bir gelmeye başlamıştı her şeye rağmen diyecekleri vardı…

Ve bir Ağustos akşamı saat 19’da hem de hafta içi oynanan hazırlık maçında 10 binden fazla taraftar tribünlerde haykırıyordu “Şampiyonluk çok uzak değil” diye… Kimse sahaya bakmıyordu tüyler diken dikendi. Herkes yanındakine ya da karşı tribüne bakıyordu.70 yaşında nineler mi dersin, kucağında çocuğu ile maça gelen anneler mi dersin, babalar mı dersin, o minicik yüreklerinde kocaman Es Es sevdası ile sevinçten zıplayan çocuklar mı dersin, bu kalabalığın gururu karşısında gözyaşlarını gizleyen delikanlılar mı dersin bilmem ama Türk spor tarihinin en büyük hikâyesi, en büyük yüreklerde yeniden başlıyordu… Bu hikâyenin sonu şampiyonluk mu olur bilinmez ama bu hikâyede kimsenin gururu şampiyonluk değil bu armaya olan sevgisi olacak gibi…

 

Yazar: Oğuz ÖZKARA

Daha Fazla Haber Yükle
Daha Fazla Yükle Büşra Gülen
Daha Fazla Yükle Söz Bende

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

İnönü ilçesinde Mısır Tarla Günü gerçekleştirildi!

Eskişehir’in İnönü ilçesinde Mısır Tarla Günü gerçekleştirildi.  İnönü Gıda Tarım ve…